Kuşkusuz, Alaçatı taş dokusu ve rüzgar sörfü ile beraber, Türkiye’nin en gözde küçük otellerinin yer aldığı bir cennettir. Genelde 5-10 odalı bu şirin otellerin içinde huzur ve rahatlık ön plandadır. Kendinizi evinizde hissedeceğiniz otellerin çoğu hanımlar tarafından işletilir, bu da Alaçatı’ya zarafeti getirir.

Özellikle Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim’de kuş sesleriyle uyanırsınız Alaçatı’da. Yaz sıcağında açık bıraktığınız pencereden hafif bir rüzgârla mis gibi çiçek kokuları girer içeriye ve iyi ki buradayım dedirtir size. Birçoğu, geçtiğimiz yüzyıldan kalan taş binaların, restorasyonu ile oluşmuş küçük otellerin içinde, o günlere ait birtakım izler bulabiliyorsunuz. Eski ile yeninin bu güzel uyumu sizi büyülüyor adeta. Alaçatı’da, çok değil, yalnızca 500 yatak var. Otel sahipleri sizlere en iyiyi sunmak için yarışıyorlar, doğal olarak kusursuz bir hizmet alıyorsunuz. Zaten aile işletmeleri olan otellerde siz de ailenin bir parçası oluveriyorsunuz.

Oda kahvaltı hizmet veriyor küçük oteller. Kahvaltının en büyük özelliği ev reçelleri ve kendi topladıkları hurma zeytini. Kahvaltıları dayanılmaz kılan bu lezzetler buradan ayrılırken tüm misafirlerin evlerine götürmek istedikleri tatlar oluyor. Alaçatı otelleri, bu büyüsünü, pencerelerinde Alaçatı’lı hanımların el emeği perdelerinden, köy ekmeklerinden, günlük süt ve köy yumurtalarından da alır. Tüm bu ayrıcalıklar, Alaçatı’yı Alaçatı yapar.

Leave a Reply